Kayıtlar

denetimgünlükleri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Değer Katasım Yok Günlük 😊

Resim
“Değer katmak” kavramına fazlasıyla kafam takıldı günlük... Olayın herkesçe başka anlamı var sanırım... İç denetimin ilk yıllarında bu kavram memurlarca dalga malzemesi olup çıkmıştı handiyse ... Misal iç denetçileri bahçede mahçede gören memurların istihzai bir tavırlan; “Bak bak şunlar var ya... İç denetimci olup değer katıvereceklermiş ya la...” şeklinde şakalaşıp, ardından da saf saf; “Neye?..” sorusunu soran arkadaşlarına; “Sana, bana, ona...” cevabını yapıştırmaları ve hunharca, Erol Taş'ı bilem kıskandıracak şekilde kahkahayı koyvermeleri olayın bir boyutuydu... 😛 Buna karşılık yapılan iç denetim faaliyetinden memnun kalmayan bir amirin şikâyet babından; “İç denetçiler bana hiç değer katamadı...” deyu deyu feryadı olayın başka bir boyutuydu... Tabii bu arada; “Bugün hiç değer katasım yok... Canım istemiyor yo yo...” şeklinde kavramımızı cümle içinde kullanarak boyuta boyut katan meslektaşlarımızı da unutmamak gerek... 😄 Oysa ki global olsun yerel olsun, özel olsun kamu o...

Denetim Günlükleri: Denetim Bir Sanattır

Resim
Merhaba günlük... Bugün seninle iç denetimin sanatsal boyutu üzerine söyleşmek istiyorum... Tarihsel süreç içinde denetim olgusu farklı analojilerle ilintilendirilmiştir... Denetimi haksızla haklıyı ayırma bağlamında ele alan “kahramanlaştırma” görüşü ... Denetimi bir makine gibi gören ve “iyi bir organizasyon saat gibi işler, iyi tasarlanmıştır ve etkin bir şekilde faaliyet gösterir” şeklinde özetlenebilecek “sistem görüşü” vb... Ancak bunlar hep dışavurumsal bir algılamanın ortaya koyduğu tanımlamalar olduğundan yetersizdir kanımca... Çünkü denetimi dışarıdan tarif ederler... Denetçi ne yapar? Hatalıyı bulur... Doğruyu yanlıştan ayırır... Sistemin çarklarının düzgün çalışıp çalışmadığına bakar... E iyi de günlük, iç denetçi bundan mı ibarettir?.. Şu anda iç denetimin diğer denetim tiplerinden farklılığını ortaya koyabilmek için yapılması gereken, denetimi bir sanat olarak görebilmektir bence... “Denetim bir sanattır ve biz de birer sanatçıyız...” İddialı mı oldu?.. O...

Denetim Günlükleri: Denetçi Eli!

Resim
Denetçi eli diye bir şey var sevgili günlük... Denetçinin kötüyü çeken eli... Ve kesinlikle rastlantı filan da değildir. Bir çuval dolusu evrak alırsın ve seçtiğin örneklem genellikle problemli olanlardır. Bu belki de “el vererek/el alarak” üstattan çırağa geçen bir haslet... Yani şimdiki uygulamalar gibi yok en küçük kareler, yok ki-kare testi, şu bu değil... Doğrudan aktarımla geçen bir beceridir. 😎 Gerçi bazen denetim talihsizliği de olur. Misal bir mal müdürlüğü denetiminde üstadın veznedara hitaben: “Senin vergi iade fişlerine bakacağım. O doğru ise tüm ilçeninkiler de doğrudur... Ya da tam tersi.” dediği bir olayı hatırlıyorum. Vergi iade fişi eskiden olan bir uygulamaydı bu arada... Ve şimdi asgari geçim indiriminin bunun yerini aldığı sanılıyor. Neyse... Üstat şıpatanaktan veznedarınkinde bir hata bulmuştu. Veznedar kızardı... Bozardı... Üstat ise durur mu? “Tamam o zaman...” deyip bütün ilçenin evrakını incelemeye koyuldu. Ve fakat... Tek bir hata bile bulam...

Denetim Günlükleri: Kriterin Ne Günlüğüm?

Resim
Kriterin ne günlüğüm?.. Evet, hayatın her alanında önemli olan bu husus, iç denetimde bir ayrı önemli kanımca. Bildiğin üzre bizim raporlarda “kriter” diye bir bölüm var. Eskiden muaassseeebe denetmeni iken de adını anmadan da olsa yine belirtiyorduk kriteri hani... “Falanca Kanunda şöle şöle deniyor...” “Bilmem ne adlı Tebliğin... hükmü gereğince...” “Tebliğin şu bu ifadesince...” şeklinde uzuuuun uzun anlatıverdiğimiz... Sonra modifiye ettiler yeni meslek mucibince... Ve dahi hususi bir bölüm açtılar. Hemi de “Kriter” başlıklı... Evvelleri yine bu bölümü uzuuun uzuuun yazdık, doldurduk. Elimizi korkak alıştırmadık. Adeta mevzuatla dövdük denetleneni. Ancak çok geçmeden eleştiriler geldi okurlardan: “Yahu kardeşim çok uzun yazıyonuz, sıkıcı oluyor...” yollu... Bunun üzerine “müşteri her zaman haklıdır” fehvasınca çeki düzen verdik kendimize. Misal memleketin en sevimli iç denetim birimi olaraktan bir toplandık, pir toplandık... Karar verdik. Bundan kelli kriteri köküne kadar yazmaya...

Kalite mi İç Kontrol mü? Bir de Benden Dinleyin.

Resim
Çabalar hep boşa mı gidiyor günlük... İç kontrol mü, kalite mi polemiği bugün istemsizce dilime bu cümleyi getirdi. Çoğu şey... Laf ebeliği... Kuru gevezelik gibi geliyor bazen bu tür tartışmalarda. Kalite anlayışı zaman zaman yükselen değer oluyor. Yıllar evvel aldığımız kalite ödülünü hatırlıyorum da... İstanbul Kongre Merkezi'nde o gün çocuklar gibi şendik. Hepimizin üzerinde üniversitenin eşofmanları... Kafamızda şapkalar... Elimizde flamalar... Zaferimizi kutluyorduk. Aynı törende bir anaokuluna mükemmellikte 5 yıldız verilirken, bize 4 yıldız veriliyordu. Ama olsun... Orayı çok kurcalamazsak ağzımızın tadı yerindeydi. O ödülü almak için ne kadar da uğraşmıştık. Danışman firma birim birim dolaşmış... Herkesle görüşmüştü. Doğrusu oldukça derinlemesine bir çalışmaydı. İç Denetim Birimine de gelmişlerdi. "Kaç iç denetçi var?" diye sordular. "Sekiz kadrodan yedisi dolu." dedim. "Peki bu yeterli mi?" diye sordular. Ben de öyle düşündüğümü söyledim. ...

"Abi, Nereden Buluyorsun Bu Ispanaklı Lafları?" (Turist Ömer'den mülhem...)

Resim
Bazı şeylerde demokrasi falan olmaz günlük... Çünkü bunların yukarıdan gelmesi gerekir. Misal: İç kontrol böyledir. Hakeza kalite anlayışı da... Son dönemlerin gözde raporlama biçimi olan entegre raporlama da... Burada patronun/üst yöneticinin konuyu içselleştirmesi hem yeterli hem de gereklidir. Alttakilerin fikrinin hiçbir önemi yoktur. (Evet evet... Bilerek biraz provokatif konuştum.) Hele bizim gibi şark toplumlarında olayın alta inmesi demek, çoğu zaman sulanması demektir. Birçok şeyin oturmaması da biraz bundan kaynaklanır. Alt kesimin gözünde mesela kalite... Laf kalabalığıdır. İç kontrol... Kırtasiyeciliği artıran bir olgudur. "Ben yıllardır işimi nasıl yapıyorsam öyle yapıyorum. Şimdi bunu bir de kâğıda mı dökeceğim? Ne gerek var? " diye düşünür işi yapanlar. Gel gör ki... Kalitenin doğası tam tersini söyler. " Kaliteden herkes sorumludur ." İşte tam da bu tanım, bu olgunun bizde neden kolay kolay tutmayacağını gösterir. İç kontrolle ilgili ilk...

Denetim Günlükleri: Form Bizi Bağımsız ve Tarafsız Kılar mı?

Resim
Bilmem neden günlüğüm; Bugün aklıma bağımsızlık ve tarafsızlık üzerine yazmak geldi. İç denetim deyince en çok duyduğumuz kavramlardan ikisi bunlar. Herkes bunlardan bahsediyor... Ne var ki çok az kişi gerçekten ne ifade ettiklerini konuşuyor. Üstelik bu biraz netameli ... Hatta yer yer mayınlı arazi denebilecek bir konu. Ama olsun. Madem ki iç denetim yazıyoruz... Bu baziçede geri durmak olmaz . Yandan kıvırtmak da bize yakışmaz. Nedir bu bağımsızlık ve tarafsızlık peki? Ve iç denetimde bunlar ne kadar mümkün olabiliyor? Olayın çok basit düzeyden... Neredeyse kaotik denebilecek seviyelere kadar uzanan farklı türleri var. Söz gelimi... "Bir çay içmek tarafsızlığı bozar mı?" sorusundan... Yukarıdan gelen bir terfi teklifi... Yahut bir tehdit karşısında nasıl davranmalıyıza kadar uzanan geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Önce kavramlar da anlaşmak gerekir. Bağımsızlık dışsal bir olgu. Yani denetim biriminin fonksiyonel anlamda hiçbir yere bağımlı olmaması demek. ( Fonksiyonel ...