Değer Katasım Yok Günlük 😊
“Değer katmak” kavramına fazlasıyla kafam takıldı günlük...
Olayın herkesçe başka anlamı var sanırım...
İç denetimin ilk yıllarında bu kavram memurlarca dalga malzemesi olup çıkmıştı handiyse...
Misal iç denetçileri bahçede mahçede gören memurların istihzai bir tavırlan;
“Bak bak şunlar var ya... İç denetimci olup değer katıvereceklermiş ya la...”
şeklinde şakalaşıp, ardından da saf saf;
“Neye?..”
sorusunu soran arkadaşlarına;
“Sana, bana, ona...”
cevabını yapıştırmaları ve hunharca, Erol Taş'ı bilem kıskandıracak şekilde kahkahayı koyvermeleri olayın bir boyutuydu... 😛
Buna karşılık yapılan iç denetim faaliyetinden memnun kalmayan bir amirin şikâyet babından;
“İç denetçiler bana hiç değer katamadı...”
deyu deyu feryadı olayın başka bir boyutuydu...
Tabii bu arada;
“Bugün hiç değer katasım yok... Canım istemiyor yo yo...”
şeklinde kavramımızı cümle içinde kullanarak boyuta boyut katan meslektaşlarımızı da unutmamak gerek... 😄
Oysa ki global olsun yerel olsun, özel olsun kamu olsun tüm otoritelerin ağzında pelesenk olan tanımda;
“…faaliyetlerine değer katmak ve onları geliştirmek…”
işten beklenen başlıca amaç olarak betimlenmiş...
Ve bu boyut öncekilere hiç ama hiç uymuyor...
Yani iki metre ofsaytta kalıyor...
Peki nedir bu değer katmak günlük?..
Bir bulgu yazınca değer mi katmış oluyoruz?..
On bulgu yazınca daha mı fazla değer katıyoruz?..
Hiç bulgu bulamazsak değer katamamış mı oluyoruz?..
Denetlenen birim bütün önerilerimizi kabul ederse değer tavan mı yapıyor?..
Yoksa adam bizim önerimizi kabul etmeyip altı ay sonra kendi çözümünü bulduğunda, bizden bağımsız olarak değer mi katmış oluyor?..
Daha da fenası...
Denetlenen kişi denetimden memnun kalmadıysa?..
Çünkü yukarıdaki amirimizin yaklaşımını esas alırsak memnuniyet ile değer arasında doğrudan bir korelasyon olması lazım...
Bu durumda denetlenenleri hiç üzmemek gerekiyor...
Bulgu yazmayalım...
Risk demeyelim...
Kontrol eksikliği hiç demeyelim...
Raporun sonuna da;
“Her şey çok güzel olmuş, ellerinize sağlık...”
yazalım...
Muazzam değer kattık... 😛
Ama işin bir başka tarafı daha var günlük...
Bazen denetçi de “değer katma” kavramını kendisine fazla yakıştırıyor...
Sanki kuruma değer denen şeyi yanında çantayla getirmiş de denetim başlayınca azar azar dağıtacak...
Biraz satın almaya...
Biraz insan kaynaklarına...
İki ölçek bilgi işleme...
Kalanını da üst yönetime...
Halbuki kimi zaman değer, büyük büyük öneriler yazmak değil; kurumun zaten yapmakta olduğu bir işi daha az zahmetle, daha az riskle veya daha doğru yapmasına yardımcı olmak olsa gerek...
Bazen gereksiz bir kontrolü kaldırmak...
Bazen kimsenin fark etmediği bir riski göstermek...
Bazen aynı işi üç kişinin niye üç ayrı şekilde yaptığını sordurmak...
Bazen de hiçbir yeni şey icat etmeden kurumun kendi çözümünü görmesini sağlamak...
Yani değer dediğin şey her zaman raporun sayfa sayısıyla, bulgu adediyle ya da denetçinin ne kadar çok konuştuğuyla ölçülmüyor galiba...
Hatta bazen en büyük değer, “Burada bizim söyleyecek yeni bir şeyimiz yok” diyebilmek olabilir...
Ama gel de bunu ölç günlük...
Kaç kilo değer kattık?..
Geçen yıl 17 kilo kattıysak bu yıl 22 kilo katmamız performans artışı mıdır?..
Kişi başına düşen değer miktarımız nedir?..
Bir de değer katma KPI'ı koyduk mu...
Allah muhafaza...
Bu sefer değer katmak için değer katmaya başlarız... 😛
Dolayısıyla bu karışıklığı gidermenin yolu ilgili kurum/kuruluşların bir de Değer Katma Rehberi yayımlamasından geçiyor sanırım...
“Değer Katmanın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” de olabilir...
Ekine de cetvel koyarız...
EK-1: Değer Katma Formu
Katılan değerin türü...
Katılan değerin miktarı...
Değer katılan birim...
Değer katılma tarihi...
Değeri katan iç denetçi...
Değeri teslim alan yetkili...
Taraflarca imza altına alındı mı?..
Mis... 😛
Yoksa bu gidişle günlük...
Değer katamamaktan ya da aşırı değer katmaktan terki dünya eyleyeceğiz…

Yorumlar
Yorum Gönder