1 Temmuz 2020 Çarşamba

kalite mi iç kontrol mü?

çabalar hep boşa diye düşünüyorum günlük.. iç kontrol mü kalite mi polemiği bugün istemsizce dilime bu cümleyi getirdi.. çoğu şey laf ebeliği, kuru gevezelik gibi geliyor bu tür tartışmalarda.. kalite anlayışı zaman zaman yükselen değer oluyor.. yıllar evvel aldığımız kalite ödülünü hatırlıyorum da.. İstanbul kongre salonunda o gün çocuklar gibi şendik.. hepimizin üzerine üniversitenin eşofmanı, kafamızda şapka ve elimizde flamalar zaferimizi kutluyorduk.. aynı ödül töreninde bir anaokuluna mükemmelliyette 5 yıldız verilirken bize 4 yıldız veriliyordu ama olsun.. orayı pek karıştırmazsak eğer, ağzımızın tadı yerindeydi.. ödülü almak için ne kadar da uğraşmıştık.. danışman şirket birim birim gezmiş ve bizlerle görüşmüştü.. doğrusu çok derinlemesine bir analizdi.. iç denetim birimine de gelmişler ve bana kaç iç denetçi var kaçı atanmış diye sormuşlar.. 8 kadrodan 7 si atandı deyince.. peki bu yeterli mi demişlerdi.. benim sanırım cevabını vermem üzerine peki o zaman deyip, notlarını alıp gitmişlerdi.. doğrusu oldukça kapsamlı, müdekkik bir çalışma idi..😛 neyse başarı belgesini alıp salona astık ve yolumuza devam ettik.. yanlış anlama günlük kalitede 5 yıldız almak doğrultusunda değil, normal lalettayin işlerimizi sürdürdük.. kalite orada kaldı.. ondan sonra iç kontrol yeniden ivme kazandı.. 2007 deki kadar olmasa da cosonun framework neyini yenilemesi, ülkemizdeki regülatörün cosoyu takip çalışmaları şu bu derken herkes gene iç kontrolden bahseder oldu.. tezler filan patladı.. iç kontrol yazılımları revaç buldu.. bir eksik görünce hemen “işte tüm bunlar kontrolsüzlükten mirim” şeklinde beylik ifadelerle bir döneme daha girdik.. ancak bu uzun sürmedi.. tekrar kalite liderliğe geçti.. ciddi puan kayıpları yaşadı yani iç kontrol anlayışı.. bu kez işin arkasında yök vardı.. kalite kuruluna yeni bir hareketlilik katması, üniversitelere kalite denetimine gelen hocalar ve en nihayetinde insanımızı en fazla motive eden şey: not kaygısı kalitecilerin önünü açtı.. iç kontrolün ise bir yaptırımı yoktu.. ancak dış denetim zaman zaman bulgu konusu yapıyordu.. ki o da ezberlenmiş bir iki cümle ve defalarca ısıtılıp soğumaktan imanı gevremiş bir yemek misali anketlerden ibaretti.. yasak savmak, mevzuata göre yapılması gereken şeyleri sorgulamak, varsa tik koymaktan öteye gidemedi.. oysa kalite dediğim gibi epey bir sempati kazandı.. koordinatörlükler bağlamında örgütlendi.. hatırı sayılır bir noktaya geldi.. söz gelimi bir stratejik plan falan yapılacaksa ilk akla gelen onlar oldu.. iç kontrol birimine sormak, sıralamada çok daha sonraydı.. şimdi evet bunların yani kalite ve kontrolün bağlamları farklı olabilir.. ki öyle zaten.. ancak gözden uzak tutulan husus ikisinin amacının da aynı olduğu.. bu noktada ben holistik bakış açısından uzak anlayışların kaynak israfına sebep olduğunu düşünüyorum.. belki de daha genel bir ifadeyle entegre düşünceden yoksun olunduğundan herkes kendi mahallesinde bir şeyler satmaya, aynı türküyü okumaya devam ediyor.. tıpkı bir zamanlar çok kısa zaman aralıları ile kaset çıkaran müslüm gürses’e neden başkalarının söylediği şarkıları söylüyorsun diye sorulduğunda verdiği cevap gibi: bi de benden dinleyin…



Bunlar da İlginç Gelebilir