Kayıtlar

Gece Vardiyası: Yaşamak Güzel Şey Doğrusu

Resim
“Yaşamak güzel şey doğrusu”... Melih Cevdet Anday'dan “budur” denilecek bir şiir bence günlük... Sade... İçten... Ama bir o kadar da gizemli... Mensubu olduğu Garip Akımını bağırıyor adeta... Üstelik bunu bağırmadan yapıyor... Büyük laflar etmeden, hayatın sırrını çözmeye kalkmadan, insanın önüne birkaç basit şey koyuyor... Hava güzel... Gücün kuvvetin yerinde... Elin ekmek tutuyor... Gönlün temiz... Alnın ak... Dostuna güveniyorsun... İyi günler bekliyorsun... Hepsi bu... Yaşamak güzel şey doğrusu... Benim içinse bu şiir biraz da ikindiyi anlatıyor günlük... En güzel zamanı yani... İstanbul'un herhangi bir yerindeki bir ikindiyi... Niye ikindi bilmiyorum... Sabahın telaşı yoktur onda... Öğlenin hengâmesi hafiflemiştir... Akşamın hüznü ise daha tam çökmemiştir... Gün bitmemiştir ama senden isteyeceklerinin çoğunu istemiştir artık... Sağlığın yerinde... Büyük bir sorunun yok... Dostlarınla bir iş gününü bitirmişsin... Ve daha güzeli, akşama yapman gere...

Değer Katasım Yok Günlük 😊

Resim
“Değer katmak” kavramına fazlasıyla kafam takıldı günlük... Olayın herkesçe başka anlamı var sanırım... İç denetimin ilk yıllarında bu kavram memurlarca dalga malzemesi olup çıkmıştı handiyse ... Misal iç denetçileri bahçede mahçede gören memurların istihzai bir tavırlan; “Bak bak şunlar var ya... İç denetimci olup değer katıvereceklermiş ya la...” şeklinde şakalaşıp, ardından da saf saf; “Neye?..” sorusunu soran arkadaşlarına; “Sana, bana, ona...” cevabını yapıştırmaları ve hunharca, Erol Taş'ı bilem kıskandıracak şekilde kahkahayı koyvermeleri olayın bir boyutuydu... 😛 Buna karşılık yapılan iç denetim faaliyetinden memnun kalmayan bir amirin şikâyet babından; “İç denetçiler bana hiç değer katamadı...” deyu deyu feryadı olayın başka bir boyutuydu... Tabii bu arada; “Bugün hiç değer katasım yok... Canım istemiyor yo yo...” şeklinde kavramımızı cümle içinde kullanarak boyuta boyut katan meslektaşlarımızı da unutmamak gerek... 😄 Oysa ki global olsun yerel olsun, özel olsun kamu o...

Tempra Sevimsiz Bir Arabaydı

Resim
Bazı insanlar hep seninledir günlük... Ne kadar yoğun olsalar da onlardan mutlaka vefa görürsün... Ararsın, dönerler. Yazarsın, cevap verirler. Araya yıllar girse kaldığınız yerden devam edersin... Buna karşılık bazıları için sadece faydalı olduğunda iyisindir... Bunlar tam neoklasik iktisatçılar mezhebindendirler ... 😛 Nitekim neoklasiklere göre kıymet, marjinal faydayla ölçülür... Senin marjinal faydan yüksekse kıymetlisin... Faydan azaldıkça kıymetin de azalır... Sıfıra yaklaştığında ise geçmiş olsun günlük... İlişkinin piyasa değeri kalmamıştır. 😄 İlk başlarda gayet insancıldırlar halbuki... Sana soru sorduklarında öyledir mesela... Özellikle denetim elemanıyken... Az bilerek gelirler... Öğrendiklerini sanarak yükselirler... Çoğu kez de koltuk değnekleriyle... “Yükselerek arşa değer belki başım...” (Bu başlıkta bir kitabım zamanını beklemekte...) Bu tür insanların temel düsturudur adeta... Ve bunları yalnızca iş hayatında filan da görmezsin günlük... Alelade bir...

Futbol Ağızla da Oynanan Bir Oyundur

Resim
Merhaba günlük... Bu hafta seninle futbol yorumculuğu üzerine biraz hasbihal etmek istiyorum... Daha doğrusu futbol yorumcularının eyyamcılığı, bugün ak dediklerine yarın kara demeleri, bir hafta göklere çıkardıklarını ertesi hafta yerin dibine sokmaları üzerine... Baştan söyleyeyim günlük... Biraz da kıskanıyorum bu arkadaşları. 😛 Öyle ya bizim mesleklerde konuşurken bir dayanak göstermek gerekiyor... Denetçiysen kanıtın olacak, akademisyensen kaynak göstereceksin, yazı yazıyorsan söylediğin şeyin altını dolduracaksın... “Bence böyledir” dediğinde bile bir densiz çıkıp “niye?” diye sorabiliyor... Futbol yorumculuğu öyle mi ama?.. Değil... Orada hayat çok daha güzel... Maç bitiyor, koltuğa kuruluyorsun ve başlıyorsun: “Bu hoca bu takımı çalıştıramaz...” “Bu çocuk büyük futbolcu olacak...” “Bu kadro açık ara şampiyon...” “Bu oyuncudan hiçbir şey olmaz...” Kaynak?.. Yok... Atıf?.. Ne münasebet... Metodoloji?.. Hadi ordan... Üstelik üç hafta sonra söylediğinin tam tersi...

Denetim Günlükleri: Denetim Bir Sanattır

Resim
Merhaba günlük... Bugün seninle iç denetimin sanatsal boyutu üzerine söyleşmek istiyorum... Tarihsel süreç içinde denetim olgusu farklı analojilerle ilintilendirilmiştir... Denetimi haksızla haklıyı ayırma bağlamında ele alan “kahramanlaştırma” görüşü ... Denetimi bir makine gibi gören ve “iyi bir organizasyon saat gibi işler, iyi tasarlanmıştır ve etkin bir şekilde faaliyet gösterir” şeklinde özetlenebilecek “sistem görüşü” vb... Ancak bunlar hep dışavurumsal bir algılamanın ortaya koyduğu tanımlamalar olduğundan yetersizdir kanımca... Çünkü denetimi dışarıdan tarif ederler... Denetçi ne yapar? Hatalıyı bulur... Doğruyu yanlıştan ayırır... Sistemin çarklarının düzgün çalışıp çalışmadığına bakar... E iyi de günlük, iç denetçi bundan mı ibarettir?.. Şu anda iç denetimin diğer denetim tiplerinden farklılığını ortaya koyabilmek için yapılması gereken, denetimi bir sanat olarak görebilmektir bence... “Denetim bir sanattır ve biz de birer sanatçıyız...” İddialı mı oldu?.. O...