Koruyamadığımız Ciğerpareler
Salı sabahı kahvaltı yaparkene Reşat Ekrem Koçu'nun Osmanlı Tarihinin Panoraması 'nı* okuyordum günlük... Tesadüf mü dersin, tevafuk mu... Tam da sıbyan mekteplerindeydim. Eski İstanbul'un çocukları... Küçücük minderlere oturmuşlar. Önlerinde rahleleri... Hocaları başlarında... Mahallenin içinde küçücük bir mektep... Koçu, Evliya Çelebi'den anlatıyor. Bir yerde çocuklardan “ciğerpare” diye bahsediyor sevgili Evliya Çelebimiz... Gayri ihtiyari gülümsedim. Ne güzel kelime beaa... Ciğerpare... Ciğerinden bir parça yani... Sonra telefonuma baktım. Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bir lisenin önünde çocuklara ateş açılmıştı. On bir çocuk yaralanmıştı... Daha birkaç dakika önce önümde başka bir zamanın çocukları vardı. Ciğerpareler... Şimdi ekranda ambulanslar vardı. Nerden nereye geldik günlük?.. Elbette geçmişi romantikleştirecek değilim. Eski zamanların da derdi, şiddeti, yoksulluğu, acısı vardı. Ama insan bazen bir kelimeye takılıyor işte. Ciğerpare... Bi...