Futbol Ağızla da Oynanan Bir Oyundur
Merhaba günlük... Bu hafta seninle futbol yorumculuğu üzerine biraz hasbihal etmek istiyorum... Daha doğrusu futbol yorumcularının eyyamcılığı, bugün ak dediklerine yarın kara demeleri, bir hafta göklere çıkardıklarını ertesi hafta yerin dibine sokmaları üzerine... Baştan söyleyeyim günlük... Biraz da kıskanıyorum bu arkadaşları. 😛 Öyle ya bizim mesleklerde konuşurken bir dayanak göstermek gerekiyor... Denetçiysen kanıtın olacak, akademisyensen kaynak göstereceksin, yazı yazıyorsan söylediğin şeyin altını dolduracaksın... “Bence böyledir” dediğinde bile bir densiz çıkıp “niye?” diye sorabiliyor... Futbol yorumculuğu öyle mi ama?.. Değil... Orada hayat çok daha güzel... Maç bitiyor, koltuğa kuruluyorsun ve başlıyorsun: “Bu hoca bu takımı çalıştıramaz...” “Bu çocuk büyük futbolcu olacak...” “Bu kadro açık ara şampiyon...” “Bu oyuncudan hiçbir şey olmaz...” Kaynak?.. Yok... Atıf?.. Ne münasebet... Metodoloji?.. Hadi ordan... Üstelik üç hafta sonra söylediğinin tam tersi...