Araya Bir Hafta Sonu Girmiş Gibi

Bugün sanki okuldaydık günlük...

Ama bu defa ders yoktu.

Sınav yoktu.

Yoklama da alınmadı.

Gerçi yoklama alınsa fena olmazdı. Zira bazı arkadaşlarımızı tanımak için isimlerini söylemelerini beklemek durumunda kaldık. 😛

Pertevniyal 1994 mezunları olarak Rumeli Hisarı Kafe'de buluştuk.

Kahvaltı bahaneydi tabii...

Asıl mesele birbirimizi görmekti.

Daha kapıdan girerken başladı o tanıdık telaş...

Sarılmalar...

El sıkışmalar...

“Vay beaa, sen misin?”

“Hiç değişmemişsin!”

Bu sonuncusu bizim yaşlarda biraz nezaket cümlesi sayılır günlük... 😁

Çünkü değişmişiz.

Hem de nasıl...

Kimin saçları beyazlamış, kimin saçları biraz seyrelmiş, kimin yüzüne yıllar birkaç çizgi bırakmış...

Ama bir tuhaflık vardı.

Yüzler değişmişti de gözler değişmemişti.

O gülen gözler...

Aksaray'daki Valde Mektebi'nin koridorlarında birbirimize baktığımız gözlerdi sanki.

Birini tanımakta zorlanıyorsun mesela...

Sonra gülüyor.

Hah, diyorsun...

İşte bu bizimki!

Meğer yıllar yüzüne dokunmuş da gülüşüne pek ilişememiş.

Ne güzel şeymiş bu günlük...

Aradan otuz iki yıl geçmiş.

Dile kolay...

Otuz iki yıl!

İnsan söylerken bile biraz ürküyor.

Oysa masaya oturunca sanki dün birlikteymişiz gibi...

Ya da sanki Cuma günü okuldan çıkmışız.

Araya yalnızca bir hafta sonu tatili girmiş.

Ve pazartesi sabahı yeniden okul bahçesinde buluşmuşuz.

İstiklal Marşı okunacak...

Herkes sıraya girecek...

Birileri yine son anda yetişecek...

Birileri konuştuğu için uyarılacak...

Biz de gayet ciddi yüz ifadeleriyle marşın başlamasını bekleyeceğiz.

İçimizden birinin birazdan gülmemek için kendini zor tutacağını bile bile... 😛

İnsan hafızası ne acayip şey günlük...

Otuz iki yıl önceki bir arkadaşının yüzünü unutabiliyorsun da onunla yaptığın bir şakayı unutmuyorsun.

Bir bakış...

Bir lakap...

Bir öğretmenin söylediği söz...

Bir teneffüs...

Hepsi yerli yerinde.

Sanki hafızamızda eski bir okul dolabı var.

Kapısını açınca içinden çocukluğumuz dökülüyor.

Biz de eğilip topluyoruz...

Bugün masalarda yalnızca kahvaltılıklar yoktu anlayacağın.

Biraz gençliğimiz vardı.

Biraz Aksaray...

Biraz Valde...

Biraz da artık geri gelmeyecek günlerimiz.

Ama neşemiz yerindeydi.

Gülüştük.

Anlattık.

Birbirimizin sözünü kestik.

Aynı hatırayı üç ayrı kişi üç ayrı şekilde anlattı.

Üstelik herkes kendi anlattığının doğru olduğundan emindi. 😁

İç denetçi olarak bu çelişkileri tespit ettim tabii ama eski arkadaşlıkların hatırına bulgu yazmadım günlük...

Neyse...

Bir de 94'lüler pastamız vardı.

Kesildi.

Fotoğraflar çekildi.

Gülüşmeler devam etti.

Düşündüm de...

Otuz iki yıl önce bir pastanın üzerinde 1994 yazsa ne kadar uzak bir tarih gibi gelirdi bize.

Şimdi o dört rakamı görünce insanın içi ısınıyor.

Çünkü 1994 artık yalnızca bir yıl değil.

Bir sürü insanın, hatıranın, arkadaşlığın ortak adı.

Bizim gençliğimizin adı...

Pastayı keserken kim bilir kaçımız içinden aynı şeyi geçirdi.

Bir zamanlar okulun bitmesini beklerdik.

Şimdi yeniden bir araya gelmek için gün sayıyoruz.

O zamanlar pazartesileri pek sevmezdik.

Şimdi o pazartesilerden birini daha yaşayabilmek için neler vermezdik...

İşte böyle günlük...

İnsanın yaşının ilerlemesiyle gönlünün yaşlanması aynı şey değilmiş.

Bugün bir kez daha gördüm.

Yaşlarımız ilerlemiş olabilir.

Ama gönüllerimiz hâlâ Aksaray'da...

Valde'nin bahçesinde...

Koridorlarında...

Sınıflarında...

Belki biraz da okul çıkışında nereye gideceğimizi konuştuğumuz o eski İstanbul sokaklarında...

Derken söz aldı duayenimiz Rıdvan Abi.

Bize çok güzel bir nasihatte bulundu.

“Birbirinize kenetlenin,” dedi.

“Yaş ilerledikçe hafıza zayıflıyor. Görmeye görmeye birbirinizi tanımaz olursunuz. Hep birlikte hareket edin, birbirinizi arayın, daha sık bir araya gelin...”

Ve aslında çok önemli bir şey söyledi:

Öyle sık görüşün ki birbirinizi yeniden hatırlamaya gerek kalmasın.

Bu söz içime dokundu günlük...

Çünkü biz çoğu zaman arkadaşlığı geçmişe ait bir şey sanıyoruz.

Eski arkadaş...

Eski dost...

Eski okul...

Eski günler...

Oysa arkadaşlık yalnızca geçmişte yaşanmış güzel şeylerin toplamı değil ki.

Bugün de yaşanması gereken bir şey.

Aramak gerek.

Sormak gerek.

Bir masanın etrafında yeniden oturmak gerek.

Bazen sırf bir bardak çay içmek için bile buluşmak gerek.

Yoksa hatıralar da biraz küser insana.

Üzerlerine toz çöker.

İsimler silikleşir.

Yüzler birbirine karışır.

Sonra bir gün eski bir fotoğrafa bakıp “Bu kimdi yahu?” diye düşünürsün.

Ki biz bugün bile yer yer bu aşamaya yaklaşmış bulunuyoruz. 😛

Rıdvan Abi haklıydı.

Dostluğu yalnızca hatırlamak yetmez. Biraz da yaşatmak gerekir.

Hele bizim yaşlarda...

Çünkü artık buluşmaların kıymetini daha iyi biliyoruz.

Herkesin bir hayatı var.

İşi var.

Ailesi var.

Dertleri var.

Kimimizin sağlığı eskisi gibi değil.

Kimimizin omuzlarında yılların biriktirdiği yükler var.

Ve kim bilir, bugün yanımızda olmasını isteyip de olamayan nice arkadaşımız...

Ama bir araya gelince o yükler biraz hafifliyor.

İnsan yeniden on yedi, on sekiz yaşına dönmüyor belki.

Ama o yaşlardaki hâli gelip bir süreliğine yanına oturuyor.

Bugün benim yanıma da oturdu günlük...

Eski Cem...

Valde'nin merdivenlerinden inen, hayatın kendisine neler hazırladığından habersiz o çocuk...

Bir ara baktım.

O da gülüyordu.

Herhâlde arkadaşlarını görünce sevindi.

Neyse...

Kahvaltı bitti.

Pasta kesildi.

Fotoğraflar çekildi.

Vedalaştık.

Yine sarılmalar...

“Görüşelim...”

“Arayı açmayalım...”

“Bir dahakine daha kalabalık olalım...”

Bu defa söylediklerimizi gerçekten yapalım istiyorum günlük.

Rıdvan Abi'nin nasihatini kulağımıza küpe edelim.

Zira otuz iki yıl önce okuldan ayrılırken de görüşecektik.

Bir baktık otuz iki yıl geçmiş. 😁

Ama bugün şunu da gördüm:

Bazı arkadaşlıklar yıllara yenilmiyor.

Biraz tozlanıyor belki.

Biraz uzak düşüyor.

Sonra biri bir masa kuruyor.

Birileri geliyor.

Birileri gülümsüyor.

Ve bütün o yıllar, aradan çekiliveriyor.

Geriye yine Valde'nin çocukları kalıyor.

Aksaray'ın çocukları...

Pertevniyal 94'lüler...

Saçları biraz beyazlamış...

Yüzlerine birkaç çizgi eklenmiş...

Ama gözleri hâlâ gülen çocuklar...

İyi ki buluştuk arkadaşlar.

İyi ki aynı okulun sıralarından geçmişiz.

İyi ki birbirimizin gençliğinde bir yerimiz var.

Ve iyi ki bugün hâlâ birbirimizin hayatında yer açabiliyoruz.

Görüşelim...

Ama öyle otuz iki yılda bir değil haaa... 😛

Çünkü bir sonraki buluşmada yeniden tanışmak zorunda kalmayalım günlük...

Hem daha pazartesi sabahı İstiklal Marşı'nda buluşacağız... ❤️



Yorumlar

  1. Pertevniyal candır. Gerisi heyecan …. LiFe goes 10….

    YanıtlaSil
  2. Kalemine sağlık. Hepimizin duygularını yazıya: döktüğün için teşekkür ederim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Yazmasanız Olur Mu?": İç Denetçinin Kağıtla İmtihanı

Venedik… tarihin ve suyun kollarında salınan şehir..

Sürdürülebilir Tüketim: En Yeni Model Çelişkiler