Denetçi Yalnız İnsandır

Denetçi yalnız insandır günlük...

Bir ekip çalışmasında bile yer alsa, kalbi yalnız atar ve tek başına düşünür...

Kalabalık içindedir çoğu kez. Birini dinlemektedir... Karşısında uzun uzun bir şeyler anlatılır. Belgeler gösterilir. İzahatlar yapılır. Ancak iç ses hep onunla konuşur...

“Yalan söylüyor...”

“Bu adamda iş yok...”

“Burada bir şey var...”

Bazen de tam tersini söyler:

“Adam haklı...”

Mevzuatın dar kalıplarına kızar kimi zaman. Uygulamacıyla -denetlenenle- inadına bir empati kuraraktan düşünür. Kural böyle söylüyor ama hayat gerçekten böyle mi işliyor diye sorar...

Çünkü mevzuata uygun olanla makul olan her zaman aynı yerde buluşmaz.

Yolda yalnızdır o...

Hep biraz kuşkucudur.

İnsanların baktığı yere bakar ama bazen başka bir şey görür. Herkesin saatinin aynı zamanı gösterdiği yerde kendi saatine bir daha bakar. Hatta bütün saatler aynıysa daha da kuşkulanır. 😛

Mesai de işyerinde bitmez zaten.

Eve gider...

Ceketini çıkarır...

Yemeğini yer...

Televizyonu açar...

Ama zihnin mesaisi devam eder.

“Nasıl yapabilirim?”

Hep sorduğu soru budur.

Peki ya “Nasıl daha iyi olabilir?”

O da peşinden gelir.

Bazen sürülere özenir...

“Oh ne rahat beaa...” der.

Bir rutin içinde akıp gitmek... Sabah gel, yapılacak işi yap, akşam çık. Fazla düşünme. Fazla kurcalama. Herkes nereye gidiyorsa oraya git...

Ne güzel...

Ammavelakin çok geçmez, böyle bir yeknesaklıktan yapamayacağını anlar.

Çünkü denetçi biraz da kurcalayan adamdır günlük...

“Niye?” der.

“Niye böyle?”

“Başka türlü olmaz mı?”

“Yıllardır böyle yapıyoruz” cevabı ise onu rahatlatacağı yerde daha çok huzursuz eder. 😛

Hep biraz girifttir o...

Eşine dostuna bile tam açıklamadığı bir şeyler vardır. Zaten hiçbir denetçi tam açıklamaz. Şurada gördüğü, burada duyduğu, bir dosyada rastladığı, rapora yazdığı, yazmadığı, yazmayı düşünüp vazgeçtiği...

Bir sır küpü olarak gider öte tarafa...

İçinde fırtınalar kopsa da makul davranmak durumundadır.

Belki mesleğin en zor taraflarından biri de budur.

İçinden “Yahu bu nasıl iş!” diye bağırırken dışarıdan:

“Bu hususu bir de şu yönüyle değerlendirebilir miyiz acaba?”

demek zorundasındır. 😛

Çünkü bazen sert olan söz olmalıdır, ses değil...

Hep biraz kuşkulu adamdır çevresi için ve bunu hisseder...

Odaya girdiğinde konuşmanın tonu değişebilir. Biraz önce rahat rahat konuşanlar cümlelerini seçmeye başlayabilir. Evrakın üstündeki el birden daha dikkatli hareket edebilir.

Biraz da korkulandır...

Ve korkulan olmak bir denetçinin omzuna ağır yük yükler.

Çünkü bir denetçiden korkmakla mafya babasından korkmak aynı şey değildir günlük...

Mafya babası kural tanımazlığın ortaya koyduğu bir korku salar etrafa...

Denetçi ise nizamın korkusunu...

Biri kuralsızlıktan korkutur.

Öteki kuralı hatırlattığı için...

O yüzden denetçi insanlara ne fazla yaklaşabilir ne de bütünüyle uzaklaşabilir. Ateşe benzer biraz insanlarla ilişkisi; çok yaklaşırsan yanarsın, çok uzaklaşırsan yaptığın işi anlayamazsın.

Uygun mesafeyi bulacaksın...

Dinleyeceksin ama her duyduğuna inanmayacaksın.

Kuşkulanacaksın ama herkesi suçlu da görmeyeceksin.

Empati kuracaksın ama taraf olmayacaksın.

Kuralı bileceksin ama hayatı da unutmayacaksın.

Ve bütün bunları yaparkene kalabalıkların içinde yürümeye devam edeceksin...

Biraz mesafeli...

Biraz kuşkucu...

Biraz sır küpü...

Ve galiba biraz da yalnız...

Çünkü denetçi yalnız insandır günlük...



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Yazmasanız Olur Mu?": İç Denetçinin Kağıtla İmtihanı

Venedik… tarihin ve suyun kollarında salınan şehir..

Sürdürülebilir Tüketim: En Yeni Model Çelişkiler