İzleme Ya da İzlememe Faaliyetleri
Bizim iç denetim mesleğinde izleme dediğimiz bir olay var ki…
Bunu ciddiye almadan yapılan iç denetim, kabaca şöyle bir şey oluyor:
“Tohum ektik… suladık… çapayı yaptık…
Ve sonra tarlayı terk ettik.
Ağaç büyüdü mü, meyve verdi mi, kurudu mu…
Allah bilir.”
Netekim, yıllar önce hasbelkader katıldığım BM’ye bağlı WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) sunumunda epey sarsılmıştım.
Kurumun İç Denetim Başkanı — ki kendisinin Türk olduğunu duyunca ayrı bir sevindirik oldum — şöyle demişti:
“8 iç denetçimizin 4’ü sadece izleme yapıyor.”
Nasıl yani?
Sekiz kişi var, yarısı sadece izleme mi yapıyor?!
O an, izleme sürecinin önemini ilmelyakîn anlamıştım.
Uygulama da ise…
Bu sürecin hakkıyla icra edildiğine pek az şahit oldum.
Hatta bazı yerlerde izleme süreciyle ilgili beklentinin iç denetime yıkılması gibi tuhaf bir model olduğunu bile söyleyebilirim.
🧩 “Rapor iç denetimin, çözüm iç denetçinin işi” sananlara…
Önlerine bir izleme formu gelen bazı birimlerde şöyle durumlar oluyor:
-
Raporu doğru düzgün okumamışlar.
-
Cevap diye yazılan ifadeler hiçbir anlam taşımıyor.
-
“Belge/bilgi/kanıt gönderin” deyince herkes birden şaşkın bakakalıp ortalık iyot gibi açılıyor.
Çünkü sanıyorlar ki:
🔹 “Rapor iç denetime ait.”
🔹 “Sorunu iç denetçi çözecek.”
🔹 “Gerekirse üst yönetim halleder.”
Hayır!
İş böyle yürümüyor.
Bu tam bir sahiplenmeme sendromu.
Asıl trajikomik nokta ne biliyor musun?
Yıl sonlarında faaliyet raporlarına eklenen, arkadaki sayfalarda imzaladıkları beyannamede şöyle bir cümle var:
“Birimimizde yürütülen iş ve işlemlerin iç denetimce de uygun görüldüğünü beyan ederim.”
Şimdi…
Bu ifade orada dururken, izleme sürecinde hiçbir şey yapmayan bazı birimler, farkında olmadan gerçeğe aykırı beyanda bulunmuş oluyor.
İşin hukuki, idari, etik tarafına hiç girmiyorum bile.
🧠 Peki çözüm?
Vacip olan şu:
İzleme sürecini sadece iç denetim biriminin sırtına yüklemekle bu iş olmaz.
Yıllar önce sevgili devrem Serkan Ağdeniz, Denetişim Dergisi’nde yayımladığı makalede* konuyu masaya yatırmış ve siyah-beyaz şekilde ortaya koymuştu:
“Yönetim izleme sürecinde aktif rol almalıdır.”
Benim önerim ise şudur:
⭐ İzleme, doğrudan üst yöneticinin veya görevlendireceği yardımcısının başkanlığında kurulan bir komisyon tarafından yapılmalıdır.
Bu komisyona:
-
Strateji Geliştirme,
-
ilgili daire yöneticileri,
-
birim sorumluları,
-
ve iç denetim temsilcisi
katılmalı.
Çünkü izleme, raporun kaderinin belirlendiği yerdir.
İzleme olmayan rapor;
emek verdiğin ama meyvesini yiyemediğin ağaçtır.
Ağaç büyümüş mü, kurumuş mu, kurt mu yemiş… kimsenin haberi olmaz.

"izlemesi olmayan rapor ektiğin, her türlü güçlüğüne katlandığın fakat meyvesini yemediğin bir ağaçtan pek farklı olmayacaktır…" konuyu çok güzel ifade etmişin.
YanıtlaSilteşekkürler Celalattin Bey...
SilÇok doğru bir noktaya temas etmişsin sayın başkanım. Denetlenen birimler kimi zaman üst yönetimin katkısı, kimi zaman da zorlaması olmadan bulguları gerçekleştirmekte isteksiz olabiliyor. Bu katkı ve (gerekmese de) zorlamanın sağlanması noktasında üst yönetimin izleme sürecine katılması faydalı olacaktır.
YanıtlaSilteşekkürler Göksel.. maalesef zorlama gerekiyor bazen...
SilGÜZEL YAZI, TEBRİKLER
YanıtlaSilTeşekkürler Ziya.
Sil