Denetim Günlükleri: En Temel Paydaş
Bir üniversite iç denetim birimi özelinde düşünecek olursak bu soruya ne cevap verilebilir?..
Paydaş maydaş gibi kavramlar özellikle stratejik plan bağlamında "şey ettirilen" kavramlardan. 😄 Ve bu faaliyet tüm kamuda dönem dönem depreştiğinden bu ve benzeri kavramlarla ilgilenmek durumunda kalıyor, çok sayıda form neyin dolduruyoruz.
"Sizce en önemli paydaşınız kim ve dahi etki derecesi ne?"
İşte soru bu.
Bunu özelde -dediğim gibi üniversitedeki- iç denetçiler için düşünecek olursak...
Öğrenciler mi?..
İdari personel mi?..
Akademisyenler mi?..
Yoksa üçüncü taraflar mı?..
Ben önceleri bu soruya, öncelik idari personelde olmak üzere, "personel" diye cevap veriyordum. Ve yanıtıma imancım tamdı.
Öyle ya... Biz idarelerin faaliyetlerine değer katmak için buradaydık. Faaliyetleri ise personel ifa ediyordu. Öyleyse biz aslında personele değer katmak için buradaydık. Biraz da kendi kendime gelin güvey olaraktan düşünce sürecimi tamamlıyordum.
Buna karşılık son stratejik plan toplantısı bu kanaatimi sarstı.
Neden personel ki?..
Aslında öğrenciler olmalı... diye fısıldadı bir ses içimde.
Ve ilk düşüncem giderek buharlaşmaya başladı.
Bu yeni ses kendini şöyle meşrulaştırıyordu: "Madem burası öğrenciler için var... Öyleyse bizim esas paydaşımız da onlar olmalı."
İlk bakışta oldukça makul.
Ancak bu kabul de beraberinde bir dizi soruyu getiriyor. Öğrencilerin taleplerini nasıl alacağız? Onları nasıl dinleyeceğiz? Ve daha önemlisi... Buna gerçekten yetkinliğimiz var mı?
Bunu en kolay, idari süreçlerde öğrencilerin temsil edilmesini önerme ve buna ön ayak olma biçiminde gerçekleştirebileceğimizi düşünüyorum.
Mesela...
Yeni bir kampüs...
Yeni bir bina...
Yeni bir derslik...
Laboratuvar...
Spor parkuru...
tasarlanırken öğrencilere de sormayı önerebiliriz.
Bir anketle...
Bir çalıştayla...
Bir odak grup görüşmesiyle...
Okuldaki denetim (ve denetime yakın öğrenci) kulüplerini destekleyebiliriz.
Kısmi zamanlı çalışan öğrencileri denetim biriminde görevlendirmeyi önerebiliriz.
Karar alma noktalarına öğrencilerin katılımını tavsiye edebiliriz.
Aslında seçenek çok.
Üniversiteye iç denetçi olarak ilk atandığımız yıllardı.. Bu yönde düşünen duayen iç denetçi Fahreddin Üstat'la birlikte iç kontrol denetimleri yaptığımız fakültelerde mutlaka öğrencilerin de görüşlerini alırdık.
Özellikle açık uçlu sorular...
İnanılmaz ufuk açıcı cevaplarla dolu olurdu.
Bu görüşlere raporlarımızda mutlaka yer verirdik.
Bir bakıma...
"Asıl" paydaşlarımızın sesini üst yönetime duyurmaya çalışırdık.
Sonra...
Bence bu çizgiden uzak düştük.
Halbuki ne yaparsak yapalım işin odağında öğrenci olmalı.
Araştırma üniversitesi olmak için de...
Toplumsal itibar için de...
Bu böyle.
(Hem araştırma üniversitesi olmanın da, araştırmacılarınızı kendi altyapınızdan yetiştirebildiğiniz ölçüde ayrı bir anlamı var.)
Bir üniversitenin en büyük itibarı yetiştirdiği öğrencilerin toplumda edindiği yerdir.
Binalar eskir.
Laboratuvarlar yenilenir.
Sıralamalar değişir.
Ama iyi yetişmiş bir öğrenci...
Üniversitenin yaşayan itibarıdır.
Belki de bu yüzden...
İç denetçi olarak temel paydaşımızı öğrenci kabul etmek, bize yaptığımız işin gerçek amacını da her gün yeniden hatırlatacaktır.
Çünkü en nihayetinde...
Denetlediğimiz süreçlerin sonunda bir öğrencinin hayatı daha iyiye gidiyorsa...
İşte o zaman gerçekten değer katmışız demektir.

Yorumlar
Yorum Gönder