Gece Vardiyası: Akdeniz Karadeniz Karneleri İsteriz
Bu soruyu geçen cuma günü kendime sordum. Karne günüydü. Okullar kapanmış...Yaz tatili başlamış... Çocuklar karnelerine kavuşmuştu.
Ancak heyhat...
Hazandı benim için sanki. Bir neşe yoktu etrafta. Bir dönem sonu muhasebesi yoktu. Bir bekleyiş... Bir heyecan... Bir telaş... Hiçbiri...
Sonra kendi çocukluğumu düşündüm. Önce Topkapı'daki Mehmet Bey İlkokulu'nu... Sonra Pertevniyal günlerimi... Karne günü bambaşkaydı bizim ev için. Karne çok iyi de olsa... Biraz kırık da olsa... Hiç fark etmezdi. O günün kendisi bayramdı.
Sabah erkenden kalkılır... Özenle giyinilir... Evden çıkılırdı. Son derste ise gözümüz hep öğretmende olurdu. Karneleri beklerdik. Ama o bekleyiş de başlı başına bir törendi.
"Yetişmedi..." "Henüz gelmedi..." "Bugün verilmeyecekmiş..." gibi polemikler dönerdi sınıfta. Biz de hep bir ağızdan tempo tutardık: "Akdeniz Karadeniz... Karneleri isteriz!" Kendimizce baskı yapıyorduk işte. 😄
Keza hiçbirimizin cebinde hemen internete girip "doğru mu değil mi" diye bakabileceği telefon yoktu. Safça inanırdık. İçten içe de kızardık. Çünkü karne değerliydi.
Okul da değerliydi. O gün okulun bahçesi adeta bir panayır yerine dönerdi. Veliler son derse doğru gelmeye başlar... Koridorlar dolar... Beklenen an yaklaşırdı.
Sonra öğretmenimiz elinde karnelerle sınıfa girerdi. Adeta bir tebligat memuru ciddiyetiyle... Numara sırasına göre dağıtırdı. Karnesini alan yerine oturur... Son arkadaşının da almasını beklerdi.
En sonunda öğretmenimizin klasik cümlesi gelirdi: "Çocuklar... Tatilde boş oturmayın. Verdiğim ödevleri yapın. Seçtiğiniz kitabı okuyup özetini çıkarın."
Ve ardından... Sınıf kapısı açılırdı. Neşeli bir çığlık yükselirdi. Herkes koşarak velisinin yanına giderdi. İş bununla da bitmezdi. Sonra karnemizi büyüklerimize göstermeye giderdik. Biz ananeme giderdik mesela...
Mahalle bilirdi o gün karne günü olduğunu. Bakkal sorardı: "Nasıl karne?" Manav sorardı. Komşu teyze sorardı. Mahallede karşılaştığın herkes sorardı. Neredeyse Cumhuriyet Bayramı gibi ortak bir sevinçti.
Şimdi ise... Bazı öğrencilerin karneyi internetten görüntülediğini... Hatta almaya gitmeye bile tenezzül etmediğini görüyorum.
Ne okulun önünde bir kalabalık... Ne çocuklarda bir heyecan... Ne velilerde bir telaş... Her şey birkaç tık uzağımızda. Ama galiba hayat da epeyce bir uzağımızda artık. Değersiz hayatlarımıza karşılık çok değerli eşyalarımız var. Telefonlarımız var hem de akıllı. Evlerimiz daha konforlu. İnternetimiz var ve hızlı. Buna karşılık sevinçlerimiz... Bir o kadar yavaş.
Teknolojik olarak geliştik belki. Ama hayatımızın manası biraz eksildi sanki. Daha çok tüketelim... Daha fazla haz alalım derken... Heyecanlarımızı tükettik. Ve de ortak sevinçlerimizi... Ve biraz da beklemeyi... Ve belki en çok da... Hayatın küçük törenlerini...
Takvim 2026'yı gösteriyor olabilir. Ama bazen düşünüyorum da günlük... Gerçekte... 80'lerin yüzlerce yıl gerisindeyiz...
#GeceVardiyası
#KarneGünü
#Nostalji
#Çocukluk
#Pertevniyal
#Topkapı
#Hatıralar
#Eğitim
#80ler
#İstanbul

Yorumlar
Yorum Gönder