🎵 Ümit Besen ve Mütevekkil Melankolinin İnceliği
“Mutluluklar benden sana
Beraber olmasak da
Hayalinle yürürüm
Evinizin yolunda...”
Polemik olsun diye değil elbette...
Ama Ümit Besen’in yeri ayrı bence.
Bunda, çocukken Seher Ablamla çok vakit geçirmemin ve onun tam bir Ümit Besen fanı olmasının büyük payı vardır. O yüzden bugün hangi şarkısını duysam, içimde bir tanıdıklık beliriyor — refleks gibi, farkında olmadan mırıldanmaya başlıyorum.
Bir Orhan Gencebay ya da Ferdi Tayfur’dan farklı olarak Ümit Abi, olaylara ılımlı yaklaşımıyla, “her şeye rağmen hayat devam ediyor” farkındalığıyla, için için yanan ama dışarıya dingin görünen o mütevekkil karakteriyle ayrılır bence.
Gözyaşlarını saklayan bir buruk tebessüm gibidir.
“Bu da geçer yahu” diyebilen bir olgunluk,
“olan oldu”yu kabullenen bir iç sükûnet...
Ve belki de tam da bu yüzden, onu “deforme Türk Müziği” kategorisinde değil, yaşama saygı gösteren Türk insanının iç sesi olarak görmek gerekir.
🎤 “Jiletle değil, okul yoluyla hatırlanır”
Mütevazı yapısı, “taraflı tarafsız herkesin sempatisini” kazanır.
Çünkü o hiçbir zaman öfkenin şarkıcısı olmadı.
“Batsın bu dünya”yla değil,
“Seni unutmaya ömrüm yeter mi?” ile anılır hep.
Kimi zaman ayağı kırılmış tahta masayla dertleşir,
kimi zaman “Ümitler kırıldı, döndük deliye; ne gelir ki elden, yalan bu dünya” diyerek sevgiliyle halleşir.
Ama umudunu hiçbir zaman kaybetmez:
“Evleniriz belki öbür dünyada,
Ölelim sevgilim, dostlar sağ olsun.”
O yüzden de onu dinlerken insanın içinden geçer,
“Hayat bu, belki yanlış yaptık ama yine de güzel yaşadık.”
😅 “Bir çılgınlık eder, vururum seni” meselesi…
Tabii şimdi itirazlar gelecektir — özellikle Aydın Cengiz Üstat’tan bekliyorum.
“Olmazsın başka biriyle evli / yastığımda hâlâ saçının teli / rahat bırakmazlar anılar beni / bir çılgınlık eder, vururum seni” dizelerini göstereceklerdir kanıt olarak.
Evet, kabul…
İş kazası denebilecek mısraları da yok değil.
Ama genel toplamda bakınca, Ümit Abi’nin kredisi hep pozitifte kalır.
Kadife sesiyle, yumuşak bakışlarıyla, her şeye rağmen barışçıl ve tevekkül dolu bir duruşla hayatın içine karışır.
🕵️♂️ İç denetçi gözüyle bakınca...
Bazen düşünüyorum da, Ümit Besen’in bu “kabullenici olgunluğu” iç denetçiye de çok yakışıyor.
Hani bazen birimlerden gelen cevaplar vardır ya — insan “Bir çılgınlık eder, vururum seni” dememek için kendini zor tutar 😄
Ama sonra durur, derin bir nefes alır, “Bu da geçer yahu” der ve yoluna devam eder.
Çünkü iyi bir denetçi bilir:
Her süreç, tıpkı bir Ümit Besen şarkısı gibi, melankoliyle başlar ama kabullenişle biter.
Ve eninde sonunda, herkes kendi yoluna gider.
🎶 Son söz…
“Mutluluklar benden sana
Başkasının olsan da
Sallanarak yürürüm
Artık kendi yolumda...”
Aslında her şeyi özetleyen bu satırlar, sadece bir şarkı değil;
hayatın, aşkın ve mesleğin özeti.
Bir iç denetçi olarak ben de bazen aynı yerden geçiyorum:
Biraz hüzünle, biraz kabullenişle,
Ama mutlaka kendi yolumda...

Eline, yüreğine sağlık…Adı Ümit olan bir adama böyle ümitvar bir ekol yakışırdı ancak… Türkiye şartlarında bir an evvel yasal değişiklikler yapılarak yerel Sayıştaylar kurulmalı ve bütün kamu iç denetçileri buralarda Sayıştay denetçisi yapılmalıdır. Bu denetim gücü ile Yapay zeka ile kurulacak yeni bir denetim sistemiyle kamu da israf bitirilmelidir. Çözüm devletin tercih, irade ve reflekslerinde gizli…
YanıtlaSilTeşekkür ederim üstat.. İnşallah ülkemiz için iyisi olur, denetim birimleri birleşir. Uzakta da olsanız bizi
Sildüşündüğünüz için sağolun...