Tempra Sevimsiz Bir Arabaydı
Bazı insanlar hep seninledir günlük...
Ne kadar yoğun olsalar da onlardan mutlaka vefa görürsün... Ararsın, dönerler. Yazarsın, cevap verirler. Araya yıllar girse kaldığınız yerden devam edersin...
Buna karşılık bazıları için sadece faydalı olduğunda iyisindir...
Bunlar tam neoklasik iktisatçılar mezhebindendirler... 😛
Nitekim neoklasiklere göre kıymet, marjinal faydayla ölçülür...
Senin marjinal faydan yüksekse kıymetlisin...
Faydan azaldıkça kıymetin de azalır...
Sıfıra yaklaştığında ise geçmiş olsun günlük...
İlişkinin piyasa değeri kalmamıştır. 😄
İlk başlarda gayet insancıldırlar halbuki...
Sana soru sorduklarında öyledir mesela... Özellikle denetim elemanıyken...
Az bilerek gelirler...
Öğrendiklerini sanarak yükselirler...
Çoğu kez de koltuk değnekleriyle...
“Yükselerek arşa değer belki başım...”
(Bu başlıkta bir kitabım zamanını beklemekte...)
Bu tür insanların temel düsturudur adeta...
Ve bunları yalnızca iş hayatında filan da görmezsin günlük...
Alelade bir mahalle ortamında da görürsün...
Önemli, ciddi, idari ya da bilimsel kurumların başında da...
Mahallede mutlaka görmüşsündür sevgili günlük...
Sana “abi” diyen sümüklünün, bir şekilde talihin kendine güldüğü —ya da bir süre sonra bu gülmenin illegal işlerden dolayı bir hapisi müjdelemesi nedeniyle ağladığı— zaman dilimlerinde sana adınla hitap etmeye başladığını görürsün...
“Siz” diyen “sen” der...
Sen ısrarla “siz” desen de o sana “sen” der...
Ama bu çok kafaya takılacak bir şey değildir...
Eni konu kokuşmuş köylülük mesabesinde bir davranıştır hani...
Fazla yüz göz olmazsın, olur biter...
Ancak daha yukarılara yüksel(til)miş insanlar için bu durum vahim biçimde tezahür edebilir...
Yükselmek ve bunun sonucunda daha önce hukukun olan insanlarla ilişkilerini kesmek bir kibir alameti olmakla birlikte, uygulayıcı için bu durum “makamın hakkını vermek” olarak usavurulur...
İnsan kendisine kılıf bulmakta mahirdir günlük...
Ve tahmin edileceği gibi maalesef bu tür ahlaksızlık ve kılıfına uydurmalar sağ kesimde daha belirgindir...
“Kalbinde zerrece kibri olan cennete giremez” hadisini de çok iyi bilirler bunlar...
Ancak bu sözün kendilerinden yukarıdakiler için söylendiğine fena halde iman etmişlerdir... 😛
Kendilerinin yaptığı bu kategoriye girmez...
Çünkü onlar, dediğim gibi, yoğun insanlardır...
Ve makamın hakkını vermeye çalışmaktadırlar...
Telefonunuza çıkamaması kibir değildir...
Yoğunluktur...
Mesajınıza dönmemesi vefasızlık değildir...
Yoğunluktur...
Evvelden daha düşük bir pozisyondayken sizi her toplantıya çağırıp, pozisyonu yükselince sizin toplantıya çağırılmamanızı salık vermesi de kibir değildir...
Makamın hakkını vermektir... 😛
“Batının ahlakını değil, bilimini alalım” darb-ı meseli de düşmez ağızlarından ve sığ zihinlerinden...
Batının ahlaksızlığının doğudan fazla olmadığının müşahhas örnekleridir aslında bizzat kendileri...
Neyse...
Telefonunuza çıkmazlar...
Mesajınıza dönmezler...
Eskiden yanınıza gelmek için fırsat kollarken şimdi karşılaşmamak için güzergâh değiştirirler neredeyse...
Çünkü sizin marjinal faydanız düşmüştür günlük...
Neoklasik teori çalışmaktadır... 😛
Ve sonra ne mi olur?..
Düşerler...
Çünkü koltuk değneksiz yürüyemezler...
İşte o zaman yalnızdırlar...
Telefon susar...
Toplantılar azalır...
Eskiden yanlarında dolaşanlar başka bir yörünge bulur...
Çünkü işin ilginç yanı, başkalarına fayda hesabıyla yaklaşan insanın çevresindekiler de çoğu zaman aynı hesabı yapmaktadır...
Sen onların marjinal faydasını ölçerken...
Onlar da seninkini ölçüyordur günlük...
Ve makam gidince...
Piyasa dengeye gelir...
Oysa vakit çok azdır aslında...
“Bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışı”dır dünya...
Hepsi bu...
Ve ben kendi şahsi yükselme hikâyemde, her yerde ve her zaman aynı duruşu sergilediğim için mutluluk duyarım bu dar zamanda...
Ne mahallede önceden “abi” dediğime sonradan saygısızlık ettim...
Ne de yolumun bir şekilde kesiştiği iş arkadaşlarıma, pozisyonum değiştikten sonra ukalalık yaptım...
Çünkü makam değişiyor günlük...
Unvan değişiyor...
Oda değişiyor...
Kapının üzerindeki tabela değişiyor...
Hatta etrafındaki insanların kahkahalarının desibeli bile değişiyor... 😛
Ama insanın kendisiyle baş başa kaldığında vereceği hesabın pek değişmemesi lazım sanki...
Amma velakin...
Vasıfsız köylü taburları o kadar çok ki...
Ne desem boş...
Söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil…
Neyse günlük...
İktisatçıların affına sığınarak kapatalım konuyu...
Marjinal faydamız düşmüş olabilir...
İnsanlığın marjinal faydasının düşmediği günlere denk gelelim yeter...

Yorumlar
Yorum Gönder